Site Network: Personal | My Company | Artist projects | Shop


 

News,Open Source Software,Linux, Technology, Debian, GNU,GPL, Özgür Yazılım, Teknoloji, Internet, Haberleri.



Ya Öyle Değil De Böyle Olsaydı...

Ya Öyle Değil De Böyle Olsaydı...
Selçuk Ormancı sormanci@yahoo.com
23 Ekim 2008
Kaynak: http://www.batug.com/ormanci.htm
Her sporda olduğu gibi NBA'de de birçok kırılma anı var. Bunlardan kimi saha içinde gerçekleşmiştir, kimileri de saha dışındaki hamlelerle. Tüm bunların sonucunda da hepimizin -en azından bir kısmına- tanık olduğu bu güncel tarih yazıldı. Peki hiç düşündüğünüz oldu mu, bu kırılma anlarında ya diğer seçenek gerçekleşseydi ne olurdu diye? Bu yazı o diğer tarafa bakmayı amaçlayan bir yazı. Bu yazıdaki tüm isimler gerçek ama oluşan olaylar hayal ürünüdür.
İlk olarak 1984 Haziranı'na gidelim. O geceye, o seçime... Portland TrailBlazers draft'ın ikinci sırasından Sam Bowie'yi değil Michael Jordan'ı seçer. Takımda onunla aynı mevkide oynayan bir başka yıldız adayı Clyde Drexler da ikinci sezonundadır. Jordan ilk sezonunda kenardan gelip sezonu çok parlak olmayan istatistiklerle bitirir. Bir sonraki sezona da Jordan altıncı adam olarak başlar. Jordan'ın bundan memnun olmaması ve takımın da pek parlak sonuçlar almaması sonucu koç Dr. Jack Ramsay onu ilk beşe alıp Drexler’la beraber oynatır. Ancak bu sefer de sahada top kullanma ve savunma sorunları başgösterir. Tabii bu da sonuçlara yansır. Bu kötü sonuçlara dayanamayan Portland yönetimi Clyde Drexler’ı New Jersey Nets’e, Michael Jordan’ı da Seattle Supersonics’e (R.I.P.) takas edip yeniden yapılanma yoluna gider. Drexler ve Jordan vasat kadroların ve yönetimlerin eşliğinde yeni takımlarında da başarıya ulaşamayıp daha sonra yeni takaslara yelken açarlar.
Şimdi biraz daha ilerilere, 1996 yazına gidelim. Bu yaz gerçekleşen iki hamle NBA tarihini yakından etkiledi ve bu hamlelerin ikisinde de Los Angeles Lakers imzası bulunmakta. Şimdi ise bunların gerçekleşmediğini farz edelim. Shaquille O’Neal Orlando’daki yaşantısını bozmak istemez ve Orlando’nun verdiği teklifi seçer (Burada bir varsayımda daha bulunup Penny Hardaway’e de bir şey olmadığını hesaba katıyoruz). Önce NBA, sonra da Doğu Finali’nde iki kez süpürülen Orlando 97 sezonunda Doğu Finali’nde bir kez daha Bulls’a, bu kez 4-2 ile elenir. Ancak bir sonraki sezon önce Bulls’u 4-3 ile geçip finale çıkarlar. Finalde de Utah Jazz’ı 4-2 ile geçip şampiyonluğa ulaşırlar.
Ve o senenin diğer aktörüne geçelim. O zamanki adıyla Charlotte Hornets, 96 draft’ının 13. sırasında liseden NBA’e geçme kararı alan Kobe Bryant’ı seçer. Bogues-Dell Curry-Glen Rice ve Anthony Mason’dan oluşan çekirdek kadroya ilk sene kenardan gelerek katkı yapan Bryant ikinci senesinde bu görevi Dell Curry’ye devrederek ilk beşe geçer. Pota altına da Theo Ratliff takviyesi yapan Hornets, sakatlanan Shaq’in play off’ta oynamamasının da yardımıyla 98’de çıktığı Doğu Finali’ni Bulls’a kaybeder. 99’da ise finale çıkma yolunda Orlando onlara engel olur. 2000 yılında ilk turda elenen Hornets’ta kontratı biten Bryant Los Angeles Lakers’la sözleşme imzalar.
İki sene daha ilerleyip 1998 yılına gidelim. Bulls’un 90’lı yıllardaki ikinci three-peat’i sonrası Jerry Krause başta Phil Jackson ve Michael Jordan olmak üzere o takımı bozmadan devam ediyor. Lokavt sebebiyle kısa olan sezonda Chicago Bulls 39 galibiyet alıp sezonu en iyi takım olarak tamamlıyor. İlk turda Milwaukee Bucks’ı 3-0’la rahatça geçiyorlar. İkinci turda Miami Heat’i ve Doğu Finali’nde de Indiana Pacers’ı 4-2 ile eliyorlar. Finalde San Antonio Spurs ile karşılaşıyor ve 4-1 ile geçip Boston’dan sonra üst üste dört kez şampiyon olan ilk takım olmayı başarıyorlar. Bu şampiyonluk sonrası ise takım dağılır. Yıllarca kötü giden Chicago 2002 draft’ında ilk sıraya oturur ve Yao Ming’i kadrosuna katarak eski günlerine dönmeye çalışır.
Gelelim 2000 yılına... Başrol oyuncularından biri bir kez daha Lakers. Diğer başrol oyuncumuz Portland Trail Blazers ise şampiyonluk için gözünü karartmış ve bu amaç doğrultusunda yetenekli ama birçoğu aynı zamanda sorunlu olan oyunculara büyük meblağlar ödemişti. İki takım konferans finalinde karşılaştılar, ki bu seriyi NBA finali olarak görebilirdik aynı zamanda. Blazers serinin ikinci maçını deplasmanda 106-77 ile kazanıp avantajı ellerine geçirdi ancak Portland’daki iki maçı da kazanan Lakers 3-1 öne geçti. Portland önceki dışarıda sonra içeride kazanarak seriyi son maça taşıdı. Son maçta da son çeyrekte bir ara 15 sayılık farklı yakalamalarına rağmen maçı kaybettiler. İşte biz burada devreye giriyoruz. Portland Lakers’ın bu comeback hamlesine serinkanlı bir şekilde direniyor, son hamlesi de işe yaramayan Lakers maçtan kopuyor ve finale çıkan Portland orada Indiana Pacers’ı da 4-1 ile geçerek tarihinde ikinci kez NBA şampiyonu oluyor. Bu başarıyla iyice kenetlenen kadro bir sonraki sene konferans finalinde bir kez daha karşılaştığı Lakers’ı bu kez 4-2 ile geçip bir kez daha NBA Finali’ne ve orada da Philadelphia’yı 4- 0 ile geçip şampiyonluğa ulaşıyor. Bir kez daha konferans finalinde kaybeden Lakers yönetimi Phil Jackson ve Shaq ile yolları ayırma kararı alıyor. Portland’ın nefesi üçüncü şampiyonluk için yeterli olmayıp konferans yarı finalinde Sacramento Kings’e eleniyor. Ama yine de bu başarılar sevgili Ahmet Çobanoğlu’nun Lakers’ın balından ve başarısızlıklarından değil, Portland’ın şampiyonluklarından bahsetmesi için yeterli oluyor.
Draft seçimiyle başladık, draft seçimiyle bitirelim. 2003 yılını Doğu Finalisti olarak bitiren Detroit Pistons NBA tarihinin en iyi draft sınıflarından birinde ikinci sıradan seçme hakkı kazanmıştı ve bu hakkını Darko Milicic’ten yana kullanıp -elbette kötü yönden- tarihe geçen bir hamle yaptılar. Peki ya Darko Milicic’i değil de Carmelo Anthony’yi seçtiklerini düşünürsek... (Aslında daha sonra seçilen Wade ve Bosh için de ayrı ayrı senaryolar yazılır ama yönetmenimiz süremizin daraldığını işaret ediyor) Çekirdek kadrosu zaten yeterince iyi olan Detroit 2004 yılını yine NBA şampiyonu olarak bitiriyor. Normalde savunmayı sevmeyen bir oyuncu olan Carmelo bu kadronun içerisinde zamanla savunmasını da geliştiriyor ve çok etkili bir oyuncu haline geliyor. Tayshaun Prince ise Carmelo’nun bu gelişim sonrası altıncı adamlığa geçip hem ilk beş üzerindeki yükü azaltıyor hem de Ben Gordon’un önünde Yılın Altıncı Adamı ödülünü kazanıyor. Finalde Spurs ile karşılaşan Detroit seriyi 4-1 kazanıp üst üste ikinci kez şampiyon olmayı başarıyor. LeBron ve Carmelo’nun ardından üçüncü sıradan Darko Milicic’i seçen Denver Nuggets ise Darko’ya verdiği süreyle onun gelişmesine yardımcı olup pota altında Camby-Milicic ikiz kulelerini kuruyor. Kuruyor da ne oluyor, bir şey olmuyor, play-off yüzü göremeden bir başka yeniden yapılanmaya başlıyor, Adebayor, ne yapıyor.... Bitti. Eyvallah.

Etiketler: , , ,

posted by gildorx @ 11/11/2008 11:57:00 ÖS,

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home


  • Fotoritim - Fotografya
  • Gezegen Linux - Foto Kritik
  • E-Hack Project - BlogNot
  • Debian-TR - Mürekkep Günlük
  • VBmaster - CE Turk
  • BT SoruCevap - hafif.org
  • AltıÜstü Tasarım - Zihin Kontrolü
  • FTP Linux jp - Knoppix (FTP)
  • ftp.linux.org.tr - ftp.ulak.net.tr
  • Linux iso - Linux belgeler
  • Slackware Linux - Web Dersleri
  • Linux kitaplığı - e-lapis (dergi)
  • ileri seviye - Canlı TV&Radyo
  • Linux Programlama - Bendevar
  • Gencturk - TekmeTokat
  • Anti-Pop - Sadettin - Joezombi
  • Discrepancy - No Ma'aM Show
  • Asmakilit - Taksimetre - Isim rating
  • Kedi Tasması - Ferruh Mavituna
  • HTML Kod Kontroluenderunix
  • GildorX XML - Güncel Haberler XML
  • Güvenlik XML - Teknoloji XML
  • Web XML - Yazılım XML
  • Donanım XML - Slow Radio-CherieFM
  • Internet XML - nyucel
  • Türkçe RSS ve Blog Merkezi
  • www.flickr.com
    gizliroland's photos More of gizliroland's photos

    Mail okuyarak da para kazanılabiliyormuş. Üstelik sadece size gelen maillerden değil başkalarının okuduğu maillerden de hem onlar hem siz kazanıyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey

    SüperTeklif'e üye olarak, kazanmaya başlamak SüperTeklif'e üye olarak, kazanmaya başlamak